Sessiz Çağrı - İçimizdeki Doğaya Dönüş

Tüm yazılar
Sessiz Çağrı - İçimizdeki Doğaya Dönüş

DOĞADAKİ ANAHTAR SEMBOLLER

İnsan dışındaki tüm canlılar, yaratılış amaçlarını bilerek ve o amaca uygun davranarak var olur. İnsan ise bu amacını aramak, keşfetmek ve anlamlandırmak zorundadır. İnsanın bunu yapabilmek için başlayabileceği ilk nokta doğadır. Doğa, insan için hem bir rehber hem de bir aynadır. Doğayla yeniden bağ kurmak, yalnızca bir beceri kazanımı değil, içsel bir dönüşüm sürecidir.

Doğadaki her varlık – taşlar, dereler, ağaçlar, hayvanlar – insanın iç dünyasında yankı bulan sembollerdir ve bunların hepsi birer anahtardır. İnsanın tüm varlıklar arasında anlamını ve herşeyi içine alan teklik bilgisine ulaşmasında rol oynarlar. Bu kitapçıkta yer alan egzersizler ve ritüeller, bu sembollerle bağ kurmanıza, onları birer rehber olarak kullanmanıza yardımcı olacaktır.
 

• Doğayla İçsel Bağ Kurma:

Ormanın sessizliğinde yürürken duyduğumuz her çıtırtı, rüzgârın ağaç yapraklarında dansı, kuşların sabah şarkısı… Hepsi içimizdeki derin bir boşluğu doldurur. Doğayla kurulan bağ bir huzur ve aidiyet duygusu getirir. Kendimizi kalabalıklardan, şehrin gürültüsünden uzaklaştırdıkça, özümüzle yeniden tanışırız. Toprağa dokununca, onun tüm kabul ediciliği ile tüm tarihe tanıklığını düşünmeye başlayınca ya da bir ateşi minik bir kıvılcım ile başlatıp karanlığı aydınlattıkça, kendi iç sesimizi de daha net duymaya başlarız. Bu iç ses “orası” hakkında konuşmaktadır. Bu kurulan ilk bağdır. Bu bağ bizi derin bir hissediş ve anlayışa götürür ve zamanla bizi iyileştirir ve dönüştürür.

Doğanın devinimi bize fısıldadıkça hayranlığımız artacak bu bağ bize iyi gelecek.
 

• Yalnızlık, Korku ve Dönüşüm:

Doğada yalnız kalmak, modern insanın en büyük korkularından biridir. Sessizlik, karanlık, bilinmeyen… Hepsi zihnimizin derinliklerinden bastırdığımız korkuları yüzeye çıkarır. Ama işte tam da bu noktada dönüşüm başlar. Korkularla yüzleşmek, onları anlamak ve aşmak için doğada geçirdiğimiz vakit ve aktiviteler sonucunda, yalnızlık, tehdit olmaktan çıkıp bir öğretmene dönüşür. Her gece, her çıtırtı bir sınav gibi görünse de, sonunda içsel gücümüzle tanışırız. Ve bu tanışma, belki de bu yolculuğun en değerli armağanı olacaktır.

Doğada Korku ile Yüzleşmek konulu youtube videomuzu izleyebilirsiniz.
 

Varoluşun Merkezindeki İnsan

Tüm canlılar, yaratılışlarında ne yapmaları gerektiğini bilerek hayata başlarlar. Bir kuş iki kere doğar. İlki yumurtanın anne kuştan çıkması, ikincisi ise yumurtadan çıkış. İki defa doğanlar ise uçabilirler. Bu ikinci doğuş kavramı bu kitabın da özünü anlatan derin bir konudur. Uçma bilgisi ve yeteneği ile yumurtadan çıkan kuş doğru zaman gelince uçar. Bir ağaç, rüzgârla savaşmaz, onunla birlikte eğilir. Bir geyik, korkması gerekeni bilir, kaçması gereken zamanı da. Her biri, kendisi olmakla bütün evrenle bir uyum yakalar. Çünkü onlar, kendi görevlerine teslim olmuşlardır.

Ama insan farklıdır. O, ne olduğunu anlamak zorundadır. Hayata eksik başlar belki, ama bu eksiklik onun en büyük armağanıdır. Çünkü insan, anlam arayışının tam merkezindedir.

İnsanın kalbinde hem gökyüzünün sonsuzluğu hem toprağın sırlarla dolu bilgeliği vardır. O, tüm varoluşun tam ortasında, “Ben neyim?” sorusunu soran yegâne canlıdır.

Bu yüzden de bu anlam arayışında onun bir yoldaşa, bir rehbere ihtiyacı vardır. Bu yoldaş başlangıçta bilinçli bir sessizlik olacaktır, bu sessizlikte dinlemeyi öğrenmek ise ilk rehberimizdir. İnsan bu süreçte karşısına çıkan kilitli kapıları açması için sessiz, sözsüz bazı anahtarlara ihtiyaç duyacaktır. Bu sessiz, sözsüz bilgi akışını yakalayabilmek için içsel dinginlik ve huzur halini yakalamak gerekir. Buna erişmek için; niyet etmek, gayret etmek, sabretmek gibi aşamalardan geçmek gerekir. Bu süreçlerden sonra gerekli olgunluğa ulaşanların, dinlemeye hazır hale gelen kulağına bir şey söylenir. “Artık sen de anladın…”

İnsan, yalnızca kendisiyle değil; diğer insanlarla, hayvanlarla, ağaçlarla, yıldızlarla ve sessizlikle bağ kurduğunda tamamlanır. Bu bağ kurma hali, onun yaratılış amacına doğru attığı adımdır.
Bir insan, buna gerçekten ihtiyaç duyan başka bir insana yardım ettiğinde; bir ağacın gölgesinde nefes aldığında, bir nehrin kıyısında suskunlaştığında… İşte o an, doğa dediğimiz bu muazzam ahenge yeniden katılır ve o zaman, var oluşun anlamı da kendi içimizde zaten hazır olan o yerine gelir ve oturur.
 

🌿 “Yalnızca kendin için yaşarsan, kendinle bile bağ kuramazsın.”


Tamer Atasoy
Sessiz Çağrı - İçimizdeki Doğaya Dönüş
Dijital Kitap içeriğinden alıntıdır.

Kitabı satın almak için tıklayın
OKUR SOHBETİ

Yorumlar

Görüşünüzü paylaşın; yorumlar yayınlanmadan önce incelenir.

Henüz yayınlanmış yorum yok. İlk görüşü siz paylaşabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumlar yönetici onayından sonra görünür.
İletişime Geç yabanyolu.com